İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Blog
  3. En İyi Salgın Filmleri

En İyi Salgın Filmleri

Salgın Filmleri

En İyi Salgın Filmleri

Geçen sene hiç beklenmedik bir anda ortaya çıkan koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına aldı. Salgın Filmleri bu dönemde hem gündeme geldi hem de salgınların geçmişi ile ilgili bilgiler sundu bizlere. Halen sürmekte olan pandemi döneminde ülkeler sınırlarını kapattı, sokağa çıkma yasakları ortaya çıktı ve sosyal hayat da hiç olmadığı kadar değişti.

En İyi Salgın Filmleri

Pandemi döneminde en çok etkilenen sektörlerden biri de sinema sektörü oldu. Sinema salonları kapanırken insanlar sokağa çıkma yasaklarında online film izleme hiç olmadığı kadar arttı. İzolasyon döneminde insanların en çok ilgisini çeken konulardan biri de salgın filmleri oldu.

Felaket filmleri büyük bir meraklı kitlesine sahip bir türdür ve bu zorlu pandemi döneminde de türle çok ilgisi olmayan insanların dahi merakını cezbetmiştir. İnsanlığın sonunu getiren salgın hastalıkları konu edinen filmler şu anda yaşadığımız döneme olan benzerlikleriyle izlenme sayısını arttırmıştır. Salgın filmlerinin en çok izlenenlerini şu şekilde sıralayabiliriz…

Cassandra Geçidi (Cassandra Crossing)

Bir mahkum Stockholm’den kaçarak Cenevre’ye gitmek üzere Transcontinental Express ile yola çıkar. Bu sırada vücudunda ölümcül bir virüs taşımakta olduğunu bilmiyordur. Trene biner ve trende bulunan yolculara virüsü bulaştırmaya başlar.

Tren Paris, Brüksel, Amsterdam, Kopenhag ve Stockholm yolculuğu yapmaktadır. Virüsün yayıldığı ortaya çıkınca olaya el koymak üzere Albay Mackenzie göreve getirilir. Albay trende bulunan bir doktorla iletişime geçerek operasyonu başlatır.

Trendeki virüs kapmış yolcular Cassandra geçidine geldiğinde uçurumdan yuvarlanacaktır. Fakat trendeki hasta yolcular iyileşme eğilimi gösterdiğinde Albay Mackenzie onları kurtarmanın bir yolunu aramaya başlar.

Ya tüm yolcular hayatını kaybedecek ya da bir çözüm bulunacaktır.

Veba (Carriers)

Veba salgını baş gösterdiğinde Danny çocukluğunu geçirdiği Meksika sahillerine gitmeyi kafasına koyar. Kardeşi Brian, sevgilisi Bobby ve ortak arkadaşları Kate ile dört genç yola çıkarlar. Amaçları güvenli olduğunu düşündükleri sahile ulaşmaktır. Danny oranın güvenli olduğundan emindir.

Arabayla çıktıkları yolculuk dört gün sürer. Yolculuk boyunca kendileri gibi hastalıktan kaçan insanlara ve hastalığı kapmış birçok kişiye rastlarlar. Yolculuk onlar için hayatlarını ve geçmişlerini de sorguladıkları bir yola dönüşür.

Tek istekleri Meksika sahillerine varmaktır ve hastalık kapsalar bile en azından sahile ulaşmış olmayı hedeflemişlerdir. Hem karakterlerin kişisel dünyalarını hem de bir salgının dünyayı ne hale getirebileceğini başarılı bir şekilde aktarmayı başarmıştır.

Mistik Olay (The Happening)

https://www.youtube.com/watch?v=ztbO3ZHxtes

Birdenbire ortaya çıkan ve sebebi belli olmayan tuhaf ve korkunç ölümler Amerika’da yaşanmaya başlamıştır. Salgın mı, terör saldırısı mı, nasıl bulaşıyor gibi sorular araştırılmaya başlanır. Ailesiyle birlikte bu korkunç olayların ortasında kalan ve lisede bilim dersi veren baş karakter olaylardan kaçınarak hayatta kalmaya çalışır. Korkunç ve tuhaf ölümler haricinde doğal afetler de şehirleri sarmıştır. Sanki dünyanın sonu gelmiş gibidir. Dünya kurtulabilecek mi yoksa yok mu olacak aksiyon dolu bir senaryoyla bunu öğreniyoruz.

Karantina (Quarantine)

Angela Vidal işinde başarılı bir televizyon muhabiri olarak çalışmaktadır. Bir akşam itfaiyeci ekip ile göreve çıkma işi alırlar ve kameran arkadaşı ile birlikte giderler. Görev sırasında 911’e bir telefon gelir ve bir apartman dairesine giderler.

Apartman dairesine gittiklerinde yaşlı bir kadının acı dolu çığlıklarını duyarlar. İlerleyen zamanlarda yaşlı kadının bilinmeyen bir virüs taşıdığı öğrenilir. Üstelik kadın apartmanda yaşayan komşularına da virüsü bulaştırmıştır. Polisler de olay yerine doğru yola çıkarlar ve apartman hemen karantinaya alınır.

Los Angeles şehrinde geçen film öznel kamera çekimleri ile hazırlanmıştır. Karantinada kameraman arkadaşıyla apartmanda sıkışıp kalan Angela orada kaldığı süre boyunca olanları kameraya kaydeder.

Daha önceki senelerde Rec (Ölüm Çığlığı) adıyla çekilen filmin yeni versiyonudur. Karantinada tüm iletişim araçları kesilmiş halde kalakalan iki iş arkadaşı hayatta kalma mücadelesi verirler.

28 Gün Sonra (28 Days Later)

İngiltere’de ortaya çıkan ölümcül virüs tüm ülkeyi ele geçirmiştir. Şempanzeler üzerinde deney yapan bir laboratuvardan yayılan bu virüs yakalanan insanlar üzerinde korkunç etkiler bırakmaktadır. Virüse yakalananlar bir nevi ölüm makinesine dönüşür ve virüsle mücadele ederken virüsü kapan insanlıktan çıkmış taşıyıcılarla da mücadele etmek zorunda kalırlar.

Askerler tarafından yapılmış korunaklı bir bölge vardır ve film kahramanları korunmak için bu bölgeye giderler. Fakat burada da onları türlü tehlikeler beklemektedir.

Filmin yönetmeni Danny Boyle’dur. Etkileyici ve aksiyon dolu bir film olarak karşımıza çıkar. Laboratuvardaki şempanzeler üzerinde deney yapıldığı için hayvan koruyucu aktivistler bir gece operasyonuyla buradaki hayvanları kurtarmaya karar verir ve serbest bırakırlar. Virüs bu şekilde yayılmaya başlar.

Virüsü kapan insanlar bir nevi zombiye dönüşerek katil durumuna gelirler ve hastalığı kapmamış olan insanlara saldırmaya başlarlar. Filmin baş kahramanı ilk sahnede uzun süreli uykusundan uyanır ve şehrin hayalet şehre döndüğünü fark eder.

Kahramanın üzerinden olayların çığırından çıkışını ve film boyunca söz konusu bir kaçısın olduğunu söyleyebiliriz.

Kolera Günlerinde Aşk (Love in the Time of Cholera)

Ünlü yazar Gabriel Garcia Marquez romanından sahnelere uyarlanmış olan film savaş döneminde geçer. Söz konusu büyük savaş sırasında Kolombiya’da yaşlı bir adamın merdivenden düşmesi sahnesiyle başlar. Yaşlı adam merdivenden düşerken eşine duyduğu büyük aşkı dile getirerek hayata veda eder.

Cenaze bitiminde bu kadının kim olduğunu merak eden bir kişi kadını arayarak bulur ve eşinin öldüğünü söyler. Fakat kadın adam ile görüşmek istemez.

Bu olay yaşandıktan sonra film bizi 50 sene öncesine götürür. Telgraf işinde çalışan Florentino Ariza’nın hayatını izlemeye başlarız. Ariza, Fermina Daza adında bir kadına aşık olur. Büyük bir tutkuyla aşık olan Ariza, aşık olduğu kadın için şarkılar yapmaya, şiirler yazmaya başlar. Fakat kadının babası bu duruma karşıdır ve iki insanı birbirinden ayırmaya çalışır. Bir süre sonra Fermina’nın aklına girmeye başaran babası sayesinde kadının bu aşka olan inancı silinir gider. Bir süre sonra da ünlü bir fizikçiyle evlenerek Ariza’nın kalbini kırar.

Ariza bu acı olaydan sonra bir daha asla eskisi gibi olmaz ve kendini birçok farklı kadının kollarında teselli ararken bulur. Kişisel duyguları sorgulayan ve trajik bir biçimde bize aktaran bu film kült filmler arasında yerini almıştır.

Salgın (The Crazies)

Sulara karışan bilinmez bir madde kasaba sakinlerini bir nevi katillere dönüştürerek salgına sebep olmuştur. Kasaba bu olaylar sonrası karantina altına alınır. Kasabalar genellikle örnek tipte orta sınıf ailelerin yaşadığı alanlar olarak resmedilirken bu salgın işi tümüyle değiştirir.

Birçok filme konu olan Amerikan rüyası salgın sebebiyle korkunç bir gerçekliğe evrilmiştir. Kasabada salgın olduğu yayılınca askerler giriş ve çıkışları kapatır. Fakat içerideki henüz salgından etkilenmemiş insanlar da kasabadan çıkarılmaz. Bu insanların katile dönüşmüşlerden kaçışını izleriz.

Başrolü dört kişi paylaşır. Kasaba şerifi David Dutton ve eşi Judy ile sağlık merkezinde çalışan Becca ve şerif yardımcısı Russell. Bu dört kişi kimseye güvenemez ve hayatta kalmaya çalışır. Komşuları ya da arkadaşları acımasız birer katile dönüşmüştür.

Orta Batı’da geçen hikaye bol aksiyon ve zengin görsel içeriğiyle başarılı ve beğenilen salgın filmlerinden biri olmuştur.

Salgın (Contagion)

İnsanları birkaç gün içerisinde öldüren, hava ve su yoluyla bulaşan ölümcül bir virüs salgını patlak vermiştir. Salgın ortaya çıkınca tüm dünya harekete geçer ve dünyanın farklı yerlerinden işinin en uzmanı kişiler virüse karşı savaşmak için bir araya gelir.

Virüsün ortaya çıkmasıyla insanlarda panik havası oluşmuştur ve salgın kadar hızlı bir şekilde yayılmaktadır. Uzman ekip hem insanları yatıştırmanın hem de virüsün çaresini aramaya başlar. Toplum yaşamı alt üst olmuştur ve panik giderek daha da artmaktadır.

Filmin yönetmeni Steven Soderbergh’tir. 2011 yılında yayınlanmıştır ve türünün beğenilen örneklerindendir. Film festivallerde de yayınlanmıştır ve zengin bir oyuncu kadrosu vardır. Kate Winslet, Jude Law gibi ünlü isimler filmde yer alır.

Tehdit (Outbreak)

Zaire’de geçen film birdenbire ortaya çıkan ölümcül bir virüsün yayılması üzerinedir. Dustin Hoffman başrolünde yer alır ve salgın hastalıklar uzmanı olarak karşımıza çıkar.         Virüsün kontrol altına alınması için görevlendirilir. Tüm dünyaya yayılmaya başlayan virüs Amerika’ya da gelir. Kontrolden çıkan virüs tüm dünyayı tehlike içine sokar ve yok olma felaketiyle karşı karşıya getirir.

Dustin Hoffman aynı şekilde salgın hastalık uzmanı olan eski eşiyle birlikte virüse karşı mücadele etmeye çalışırlar. Filmin yönetmeni Wolfgang Petersen’dir ve başarılı bir oyuncu kadrosu vardır. Aksiyon dolu ve gerilimli sahneler ile izleyicinin dikkatini sürekli üzerinde tutar.

Körlük (Blindness)

Julianne Moore ve Gael Garcia Bernal’in başrollerini paylaştığı film aniden başlayan körlük salgınını konu edinir. Salgının başladığı kentin adı belirsizdir. Yayılan bu körlük salgınına “beyaz körlük” adı verilmiştir. Filmin başrol oyuncusu ve bir göz doktorunun eşi olan karakter bu körlükten etkilenmeyen tek kişidir.

Salgın kente yayıldıkça ve insanlar yavaş yavaş görme yetilerini kaybetmeye başladıkça kenti bir panik havası ve kaos sarar. Baş karakterimiz de körlükten etkilenmeyen tek kişi olarak insanların bu haline ve yaşanan kaosa birinci elden şahit olur.

Ailesini bu kaos ortamından korumaya çalışır. Festivallerde gösterilen film 2008 yılında Cannes Film Festivali’nin de açılış filmi olmuştur. Film bir roman uyarlamasıdır ve Jose Saramago’nun Körlük isimli kitabından sinemaya aktarılmıştır. Filmin yönetmeni Fernando Meirelles’tir. Beğeni toplayan film türünün iyi örneklerinden biri olmuştur.

Ölümcül Deney (Resident Evil)

Film Hive isimli bir genetik merkezinde başlar. Hive merkezi Raccoon şehrinin dışında bulunur ve Umbrella Corporation isimli bir şirket tarafından yönetilir. Çalışmalar esnasında genetik merkezine bir hırsız girer ve ölümcül bir virüsü çalar. Bu virüse T-virüs denmektedir. Hırsız virüsü Hive genetik merkezinin içerisinde serbest bırakır.

Hırsız tarafından merkeze salınan virüs The Res Quinn adlı bir yapay zeka sistemine bulaşır. Yapay zeka ile virüs tüm merkeze yayılmaya başlar ve ele geçirdiği insanları ölümcül zombilere dönüştürür. Virüsün ilk bulaştığı yapay zeka virüsün ele geçirdiği tüm zombileri yönetmeye başlar. Olayın duyulmasının ardından yapay zeka tarafından yönetilen zombilere karşı savaşmak için özel bir ekip genetik merkezine doğru yola çıkar ve zombilere karşı ölüm kalım savaşı verirler.

Grip (The Flu)

Seul’da geçen film havadan bulaşan bir virüsün insanları yok olmanın eşiğine getirmesini işler. Tedavisi olmayan bu virüs insanlığı gittikçe daha da çaresiz duruma düşürür ve insanlar bu felaketten kurtulmanın yollarını bulmaya çalışır. Hızlı bir şekilde insanları ölüme sürükleyen bu virüs bir insanı 36 saat içerisinde öldürmektedir. Hastalık yayıldıkça şehir karantina altına alınır ve giriş çıkışlar kapatılır.

Bilim insanları virüse karşı aşı bulmaya çalışırlar fakat bunun için virüsün kaynağına gidip araştırma yapmaları gerekir. Inhye isimli aşı uzmanı ve yardımcısı Ji-goo aşı için yardımı olabilmesi için karantina altındaki şehre gitmeye karar verirler. Aşı bulunana ve hayat normale dönene kadar insanlar karantina altındaki şehirde hayat mücadelesi vermeye çalışırlar ve savaş verirler.

Dünya Savaşı Z (World War Z)

Filmin başrolünde Brad Pitt vardır. Gerry Lane isimli karaktere hayat veren Brad Pitt performansıyla yine beğenileri toplamıştır. Sevdiği eşi ve iki kızıyla birlikte emekli ve mutlu bir hayat sürmektedir. Dünyada olan savaşlar ve kaostan uzakta huzurlu bir yaşamları vardır.

Ailesiyle birlikte çıktığı bir araba yolculuğunda işler tuhaflaşmaya başlar. Bilinmeyen bir virüs insanları ele geçirerek onları saldırgan katillere dönüştürmektedir. O kadar hızlı yayılan bir virüstür ki insandan insana hızla geçerek bir bakteri hareketi gibi toplu hareket etmelerini sağlar.

Eski güvenlik elemanlarından olan Gerry acil durum sebebiyle yeniden göreve çağırılır ve virüsün nereden ortaya çıktığını araştırmak için ailesini güvenli bölgeye yerleştirdikten sonra uzun bir yolculuğa çıkar. İsrail’e kadar uzanan yolculuğunda çeşitli tehlikeler atlatır ve virüse karşı bir çare bulmaya çalışır.

Oldukça aksiyon dolu ve gerilimli olan film büyük beğeni toplamıştır ve devam filmi çekilecek diye konuşulmaktadır.

Yeryüzündeki Son Aşk (Perfect Sense)

Filmin başrolünde olan Michael yemek ustası ve kendi halinde yaşayan bir adamdır. Gönül ilişkilerinde birtakım problemler yaşar ve bağlanma konusunda sorunlu yanları vardır. Diğer baş karakter olan Susan ise uzman doktordur ve dışarıdan soğuk görünen pek arkadaş çevresi olmayan bir kadındır.

Diğer filmlerden daha farklı hikayesiyle öne çıkan filmde yayılan bir salgın sayesinde insanlar tüm hislerini kaybetmeye başlarlar. Yeni tanışmışken birbirlerinin sorunlarına karşı karşılıklı birtakım hisler beslemeye başlamışken bu salgına karşı koyabilecek midir bu sorunun cevabını arıyoruz.

Dram türüne giren filmin başrollerinde Eva Green ve Ewan McGregor oynuyor. Filmin ödüllü yönetmeni David Mackenzie’dir.

Ben Efsaneyim (I Am Legend)

Film dünyayı korkunç bir salgında çevreleyen virüsün yarattığı yıkım sonrasında geçer. Çok fazla insan ölmüştür ve hayatta kalan az sayıda insan da zor koşullarda yaşamaya çalışmaktadır. Robert Neville salgın boyunca çare bulmaya çalışan bilim insanlarından biridir fakat başarısız olmuştur.

Birçok çalışma yapan bilim insanı virüsün yayılmasını engelleyememiştir fakat yaptığı deneyler sonucunda kendi vücudu virüse bağışıklık kazanmıştır. Dünya üzerinde bağışıklık kazanmış başka bir kişi yoktur. Olabildiği kadar gezerek başka hayatta kalmayı başarmış ve bağışıklığa sahip olan insanlar var mı diye gezmektedir. Film boyunca bu konuda yalnız olmadığını keşfeder. Kendisinin bağışıklığı olduğu için kanında bulunan antikorlar da diğer insanlar için bir umut olmuştur.

Bu sebeple kendi kanını insanlığı kurtarmak için kullanmaya çalışır. Filmin başrolünde başarılı oyuncu Will Smith vardır.

Uzay Mikrobu (The Andromeda Strain)

Film Arizona’da geçer. Kitap uyarlamasıdır ve Michael Crichton’ın bilimkurgu tarzındaki romanından uyarlanmıştır. Uzaydan gelen ölümcül ve bilinmeyen bir virüsü konu edinir.

Uzaya önceden fırlatılmış bir araştırma uydu cihazı arızalanarak dünyaya düşer. Arizona yakınlarındaki kasabada gerçekleşen bu düşüş uzaydan bilinmeyen bir virüsü de kasaba halkına getirmiş olur. Kasaba halkı korkunç bir felaket ve tehlike altındadır. Salgın hızlı bir şekilde yayılarak olayları kontrolden çıkarır.

Çoğu insan kısa sürede hayatını kaybeder ve virüs dur durak bilmeden yayılmaya devam eder. Uzman doktorlar ve bilim insanları virüsün kaynağını incelemek ve salgına son vermek için çalışmaya başlarlar.

Son Umut (Children of Men)

Distopya türü de denilebilecek olan film gelecekte geçer. 2027 yılında geçen olaylarda insanlık yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. İnsanlar bir sebepten üreme özelliklerini kaybetmişlerdir ve dünya üzerinde doğan en son bebek 19 yıl önce dünyaya gelmiştir.

Bunun yanında dünyada olan en genç insan da 18 yaşında hayatını kaybetmiştir. İnsan nesli tehlike altındadır ve bu durum hem siyasi hem de ekonomik bir sürü probleme sebep olmuştur. İnsanların çoğu bu durumu kabullenerek yaşamaya çalışır fakat insanlığın yok oluşuna karşı savaş vermek isteyen insanlar da vardır.

Dünya bir kaosa sürüklenirken Britanya diğer yerlere nazaran daha sakin ve yaşanabilecek bir yerdir. Bu sebeple birçok insan yaşadıkları yerden göç ederek Britanya’ya gitmeye çalışır ve dünya çapında bir mülteci sorunu ortaya çıkar.

Bir bürokrat olan Theo başroldedir ve içlerinde sevgilisinin de bulunduğu mülteci bir grup tarafından kaçılır. Theo’yu kaçırmalarındaki amaç bürokrat avantajlarını kullanarak onları Britanya’ya sokmasıdır.

Ölülerin Şafağı (Dawn of the Dead)

İşi ve evi arasında normal bir hayat yaşayan hemşire Ana bir akşam her zamanki gibi iş çıkışı evine gelir ve durağan bir gece geçirir. Ertesi gün kocasının öldürülmesiyle olaylar kötüleşmeye başlar. Öldürülen kocası zombi olarak geri döner. Öldükten sonra zombi olarak dirilen tek kişi Ana’nın eşi değildir ve mahalle bir kaosa doğru sürüklenmeye başlar.

Ana evinden kaçarak uzaklaşır. Yolda kendisi gibi normal ve kaçmaya çalışan bir polis memuru ve diğer insanlarla karşılaşır. Her birlikte bir alışveriş merkezine sığınarak bulundukları durumdan kurtulmak için çare aramaya başlarlar.

Alışveriş merkezinde güvende olduklarını sanırken zombilerin inatla binaya girmeye çalıştığını fark ederler ve olaylar patlak verir. Bu kaos ortamında hep birlikte hayatta kalmaya çalışırlar.

12 Maymun (12 Monkeys)

Dünyaya hızla yayılan bir virüs hayatı durma noktasına getirmiş ve 5 milyar kişiyi öldürmüştür. Bu felaket ve kaos ortamından nasıl çıkacaklarını düşünen bilim insanları bir zaman makinası yapmaya ve geçmişe giderek virüsün kaynağına ulaşmaya karar verirler.

Zaman makinası yapılır ve geçmişe gidecek kişi olarak eskiden mahkumiyet giymiş biri olan James Cole seçilir. James zaman makinesine girerek tam yedi yıl geçmişe gider. Gözünü geçmişte açtığında bulunduğu yerin bir akıl hastanesi olduğunu fark eder. Buradaki kişilere neden orada olduğunu anlatınca da ilk başta kimse ona inanmaz deli olmakla suçlanır.

Ünlü isimlerin yer aldığı film salgın konusunda kült filmlerden biri olmuştur. Bruce Willis ve Brad Pitt başrolleri paylaşır. Bu türün en beğenilen ve önemli filmlerinden biri olmuştur.

Aksiyon ve mizah bir arada işlenen filmde hastanede bulunan akıl hastası kişiler ile birlikte dünya için çok mühim olan bir görevi yerine getirmeye çalışır.

 

Yorum Yap

Yorum Yap