İlginizi Çekebilir
  1. Ana Sayfa
  2. Blog
  3. Film Sektörü

Film Sektörü

FİLM SEKTÖRÜ

FİLM SEKTÖRÜ

Eskiden film sektörü ya da sinema sektörü insanların eğlencesi olarak ortaya çıkmıştı. Zamanla bu eğlence sektörünün insanların üzerindeki etkisinin gücüne varan bazı kişiler bu sektörü vermek istedikleri mesajlara göre şekillendirmeye başladılar.

Filmler ve verilmek istenen mesajlar zamana ve ihtiyaçlara göre değişiklik göstermiştir. Bu ihtiyaçlar da çoğunlukla film sektörünün hizmet ettiği çevrelerin beklentilerine göre şekillendirilmiştir.

Film Sektörü

Şimdi bu filmlere vermek istediği mesajlara birlikte birkaç örnekle bakalım:

İngiliz Filmleri

Bu filmlere bakıldığında, özellikle I. ve II. Dünya Savaşlarını konu alan filmlerde çoğunlukla anlatılmak istenen ya da empoze edilmek istenen düşünce İngiltere’nin doğudan batıya kadar olan devletlerin üzerindeki siyasi ve askeri gücüdür. Bunu da üzerinde güneş batmayan imparatorluk diye dile getirmişlerdir. Bu filmlerde özellikle İngiliz sömürüsüne karşı gelen halkları barbar, cahil, katil, fakir, canavar gibi gösterip kendi sömürüsünü kabul edenleri de kibar, medeni, eğitimli, varlıklı gösterip filmleri seyredenlerin üzerinde algı oluşturmuşlardır. Hindistan, Çin ve Afrika konulu filmleri incelersek bunu açıkça görürüz.

Amerikan Filmleri

Amerikan filmleri diğer adıyla Hollywood filmleri bu fikir empoze etmeye en güzel örneklere sahiptir. Hollywood filmlerine bakıldığında bariz bir şekilde bu etkin ve sapkın düşünceleri görebiliriz. İlk çevrilen bu filmlerde kovboy filmlerindeki Kızılderililere karşı yapılan soykırımı örtmek için verilen mesajları görebiliriz. Sonrasında çekilen filmlere Amerika kimi kendine düşman gördüyse onu karalamak için senaryolar filme aktarılmıştır. Rusları, Almanları, Japonları, Afrikalı Amerikalıları, Afrika ülkelerini (özellikle Müslüman olanları) konu alan filmleri buna örnek verebiliriz.

Soğuk Savaş dekleri dönemde özellikle Rusları konu alan filmlerde iyi oğlan, dünyayı kurtaran hep Amerika, kötü oğlan dünyadaki her kötülüğün başı da Rusya olmuştur. Rusya’nın etkisi azalınca yeni hedef İsrail’in etkisiyle İslam olmuştur. Bu süreçteki film ve oyunlardaki kötü oğlan Müslümanlar olmuştur. Yine dünyayı kurtaran Amerika olmuştur. Ve filmlerde üstüne basa basa verilen mesaj “Ben Amerikalıyım. Bana dokunulmaz ve ben her şeyi yaparım.” olmuştur. Sonra bir bakıyoruz ki düşmanlar uzaydan gelmeye başladı ki Amerika bunlara karşı bile durabilecek tek gücün kendisi olduğunu empoze etmekte.

Bu arada insanların tepkisini azaltmak için de vampirli, yaratıklı, uzaylı, zombili ve virüslü projelere de imza atıldı. Tabi bu filmler de görünüşte muhteşem efektlerle donatılıp piyasaya sunuldu. Ama bu filmlerin çoğundaki verilen mesajlarda ise ya eşcinsellik ya aldatmanın masum oluğunu ya da özgürlük kisvesi altında yapılanların iyi olduğunu insanlara normal gibi gösterip toplumların yapısıyla uğraşmaya devam ediyorlar.

Şu aralarda özellikle son beş yıllık virüs konulu filmlerde verilmek istenen mesajla günümüzdeki olaylar örtüşmekte.

Film Sektörü

AVRUPA FİLMLERİ

Bu filmler de ise verilen mesajlar toplumların ahlakını etkileyen konular üzerine olmuştur. Yani yukarıda belirtildiği gibi eşcinsellik, aldatma, çoklu ve serbest ilişkiler, evlilik dışı beraberlikler gibi.

UZAKDOĞU FİLMLERİ

Bu filmlerde ise vurgulananlar ise kendi kültürlerinin ne kadar muhteşem olduğunu göstermek. Özellikle Çin filmlerine baktığımıza karşımıza çıkan maskesiz süper kahramanlar (ki bunlar gücünü Budha’dan almaktadır.).

TÜRK FİLMLERİ

Bizim ülkemizde de yapılan filmlere baktığımızda bu yapılan empozelerin etkisini görebiliriz. Bu ülkede yıllarca sinemalarda oynatılan filmler ve senaryolarını incelediğimizde karşımıza çıkan konuları görebiliriz. Kendi kültürümüzle dalga geçen, cinsellik içeren, inançlarla alay eden filmleri görebiliriz. Maalesef son zamanlarda da eşcinsellik, evlilik dışı yaşamak, eşini ya da sevgilisini aldatmamın hoş karşılandığı film ve diziler çoğaldı. İşin kötü yanı ise bu konular çok masum gibi lanse edilmekte.

Sonuç olarak film sektörünün bu sinsi etki gücüyle eskiden bağlı olunan ahlaki ve toplumsal yapı taşları kaybedilmekte. Eskiden ayıp ve sakıncalı görülenler şimdi masum ve hoş karşılanır oldu. Bu gidişle bu erozyonun sonucunda toplumlar cismen değil ama ruhen her şeyi yapabilecek hale gelmiş zombiler haline gelmesi kaçınılmaz.

Yorum Yap

Yorum Yap